Son dönemlerde yaşanan bazı dikkat çekici toplumsal olaylar ve bu olayları içeren haberlerde yer alan küçüklerin görüntüleri, sosyal ağlarda da oldukça paylaşılır ve yayılır hale gelmiştir.  İfşa etme, kamuoyu oluşturma veya basının haber verme hak-yükümlülüğü ile toplumdaki kişilerin haber alma-bilgilendirilme hakkının uzantısı olarak küçüğün bu görüntüleri paylaşılmakla birlikte, paylaşımların çoğunlukla hukuka aykırı olduğu tespit edilmektedir...

Yazının devamı için tıklayınız...

Laiklik ilkesi, Türkiye’de hukuki ve politik tartışmaların her dönem odağında olmuş bir ilkedir. Bu çalışmanın amacı ise laiklik ilkesinin gelişimi bağlamında bu tartışmaların okunması için bir başlangıç noktası oluşturmaya çalışmaktır. Bu bakımdan bu çalışma laiklik ilkesinin ortaya çıktığı şartlardan hareketle ilkenin Türkiye’de yaşadığı dönüşüme etki eden değişkenlerin ortaya koyulmasını amaçlamaktadır...

Yazının devamı için tıklayınız...

Bu incelemenin temelinde yatan ortaklıklar hukukunda sözleşme özgürlüğü, pay sahiplerinin ortaklığın örgütsel yapısını ve ortaklık bünyesindeki ilişkileri hukuk düzeninin izin verdiği sınırlar içinde serbestçe düzenleme imkânı olarak tarif edilebilir. Pay sahipleri böylelikle kendilerine tanınmış olan serbesti ölçüsünde ortaklığı kanuni modelden uzaklaştırabilmekte; ortaklık düzenini kendi istekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda kişiselleştirebilmektedirler...

Yazının devamı için tıklayınız...

12 Mart 2020 tarihli 31066 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanıp bu tarihten bir yıl sonra yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu (ÜGTDK) ile ürün sorumluluğu Türk hukukunda ilk defa özel bir düzenlemeye kavuşmuştur. Üreticinin kusursuz sorumluluğunun ürün güvenliğine ilişkin idari düzenlemelerle bir arada düzenlendiği bu kanunun 85/374/EEC Yönergesi başta olmak üzere Avrupa Birliğine uyum sürecinin bir parçası olduğu kanun gerekçesinde belirtilmiş olsa da mevcut kanunun bu hedefe uygunluğu tartışmalıdır. Öte yandan kanunun AB mevzuatına uygunluğu dışında da pek çok tartışmayı beraberinde getirmesi ve düzenlemelerin eleştiriyle karşılanması kaçınılmaz görünmektedir. Bu şekilde yerindeliği soru işareti olabilecek düzenlemelerden birisi de ÜGTDK m. 19 hükmünde düzenlenen geri çağırma yükümlülüğüdür.

Yazının devamı için tıklayınız...

07.12.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7194 sayılı Kanun ile ihdas edilen üç yeni vergiden bir tanesi 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’na (EVK) eklenen 42-49 uncu maddeler ile düzenlenen Değerli Konut Vergisi (DKV) olmuştur. Resmî Gazete’de yayımlandığı günden itibaren Anayasa ve temel vergileme ilkelerine aykırı hükümler içerdiği gerekçesiyle büyük tartışmalara yol açan DKV’nin...

Yazının devamı için tıklayınız...

Toplumsal cinsiyet, bugün modern dünyaya ilişkin olduğu gibi, antik dönemlere ilişkin anlayışımızın da merkezinde yer almaktadır. Esasen, geçmiş ve şimdiki zaman, toplumsal cinsiyet perspektifinde karmaşık bir diyalog içindedir...

Yazının devamı için tıklayınız...

In the judgment of Işıkırık v. Turkey (no. 41226/09) of 14 November 2017, the Court examined whether the conviction of a peaceful demonstrator under paragraph 6 of Article 220 and paragraph 2 of Article 314 of the Criminal Code constituted a breach of Article 11 of the Convention.

Yazının devamı için tıklayınız...

Kripto paralar, ülkemizde daha çok bir yatırım aracı olarak sık kullanılır hale gelen varlıklardır. Gerçekten ABD merkezli bir araştırma kuruluşu olan Chainanalysis’in belirlemelerine göre, Türkiye’de 1 Şubat ile 24 Mart tarihleri arasındaki kripto para alım-satım hacmi 218 milyar lira (26 milyar dolar) olduğu belirtilirken; geçtiğimiz yıl aynı hacmin 7 milyar liranın üzerinde olduğuna dikkat çekilmektedir...

Yazının devamı için tıklayınız...

1921 Anayasası, gerek anayasanın oluşturulma biçimi bakımından asli kuruculuk özelliği, gerekse de yeni bir devletin kuruluşuna işaret etmesi nitelikleriyle ve bağımsızlık mücadelesinin yürütülmesi sürecinde yürürlükte olan en üst hukuki belge olmasıyla, anayasal tarihimizde son derece önemli ve istisnai bir karaktere sahiptir. Öyle ki, 1921 Anayasası kendisinden önceki Osmanlı Devleti anayasacılık hareketlerinden ve sonraki Türkiye Cumhuriyeti Devleti anayasalarından farklı olarak öne çıkan birtakım özellikleri sebebiyle ayrışmaktadır...

Yazının devamı için tıklayınız...

Teminat yöneticisi, özellikle birden çok alacaklının bulunduğu borç ilişkilerinde söz konusu alacak için verilen teminatların bu alacaklılar arasından ya da bunların dışından seçilen bir kişi lehine verilmesi, böylece tüm teminatların bir havuzda toplanarak tek elden yönetilmesi ve gerekirse paraya çevrilmesini sağlayan bir hukuki yapıdır. Bu yapı Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde trust kurumu üzerinden sorunsuz bir şekilde inşa edilebilmektedir. Böylece teminat alan kişi, yani teminat yöneticisi ilgili mal varlığı unsuru üzerinde hukuk (common law) mahkemelerince kabul edilen bir asli mülkiyet hakkına (legal title), alacağı bu şekilde teminat altına alınan kişi ise hakkaniyet (equity) mahkemelerinin önünde kabul gören bir tali/türev mülkiyet hakkına (equitable/beneficiary title) sahip olmaktadır...

Yazının devamı için tıklayınız...

 

İletişim:

Ar. Gör. Tuğçe Bilgetekin (tugce.bilgetekin@khas.edu.tr)
Ar. Gör. Ahmet Abut (ahmet.abut@khas.edu.tr)